Projeksiyon (başkalarına yansıtma) çoğumuza okulda öğretilmemiş büyüleyici bir deneyimdir. O kendi bilinç dışı davranışımızı istemdışı olarak başkalarına yansıtmaktır, böylece sonuçta bu nitelikler bize diğer insanlarda var gibi görünür. Kendi duygularımız ya da kişiliğimizin kabul edilemez yanları hakkında endişeye kapıldığımızda, bu nitelikleri bir savunma mekanizması olarak dış nesnelere ya da diğer insanlara atfederiz. Örneğin,başkalarına karşı pek hoşgörü göstermediğimizde, büyük olasılıkla, kendi aşağılık duygumuzu onlara atfetmekteyizdir. Elbette, daima bu projeksiyonumuzu davet eden bir “kanca” vardır. Başka insanlardaki bazı kusurlu nitelikler bizim dikkatimizi çekmek isteyen bazı kimliklerimizi aktive ederler. Böylece,kendimizde sahiplenmediğimiz her şeyi başka insanlara projekte ederiz.

Biz olumsuz projeksiyonlarımızdan içgüdüsel olarak uzak dururuz. Bizi çeken şeyi incelemek, bizi iten şeyi incelemekten daha kolaydır.Eğer ben sizin kibir ve küstahlığınızdan rahatsız olmuşsam, bunun nedeni benim kendi küstahlığımı kucaklayıp benimsememiş olmamdır. Bu ya şimdi yaşamımda sergilediğim ama göremediğim bir küstahlıktr, ya da gelecekte sergileyeceğimi yadsıdığım bir küstahlıktır. Eğer ben kibir ve küstahlıktan rahatsız oluyorsam yaşamımın tüm alanlarına yakından bakıp, kendime şu soruları sormam gerekir:Geçmişte ne zaman küstahlık yapmıştım? Şimdi küstahlık yapıyor muyum? Gelecekte küstahlık yapabilir miyim? Kendime gerçekten bakmadan, ya da başkalarına benim küstahlığıma tanık olup olmadıklarını sormadan bu sorulara hayır yanıtını vermek benim için kesinlikle bir küstahlık olacaktır. Bir başkasını küstah diye yargılama eyleminin kendisi küstahlıktır, çünkü aşikar bir biçimde hepimiz küstah olma kapasitesine sahibiz. Eğer ben kendi küstahlığımı kucaklayıp benimsersem, başkasının küstahlığından rahatsız olmam. Onu fark edebilirim ama o beni etkilemez. Benim küstahlık çıkışımın üzerinde bir koruyucu kaplama olacaktır. Ancak siz kendinize yalan söylüyor ya da bir kimliğinizden nefret ediyorsanız bir başkasının davranışından duygusal bir elektrik-yükü alırsınız.

Eckart Tolle, Şimdi’nin Gücü adlı kitabında “Eğer insanın zihin yapısı değişmezse, sürekli aynı dünyayı, aynı kötülükleri ve aynı delilikleri yaratmaya devam edecektir.” Bu noktada bir çoğunuz, “Bu saçma. Ben tiksindirici ya da küstah olduğumu keşfetmek istemiyorum” diyor olabilirsiniz.Bu kimliklerin her birinde bir armağan bulunduğunu hatırlamalısınız. Ama,armağanı alabilmek için, sizin önce bu kimlikleri ortaya çıkarıp sahiplenmeniz gerekir.

Başkalarının davranışlarına karşı duyduğumuz öfke, genelde, reddedilmiş bir kimliğimizle ilgilidir. Eğer başkalarıyla konuşurken, onları yargılarken yada onlara öğüt verirken ağzımızdan çıkan her sözü dinlersek, onu hemen döndürüp kendimize de söylememiz gerekir. Biz üzerinde koruyucu bir kaplama bulunmayan bir özelliğe sahipsek, yaşamımıza bu yadsıdığımız kimliği sahiplenmemize yardımcı olacak olayları çekeriz.

Biz kendi algılanmış yetersizliklerimizi ve kusurlarımızı başkalarına projekte ederiz. Kendimize söylememiz gereken şeyleri başkalarına söyleriz. Biz başkalarını yargılarken kendimizi yargılamaktayızdır. Eğer siz sürekli olarak kendinizi olumsuz düşüncelerle hırpalarsanız, ya çevrenizdeki insanları sözsel, duygusal veya fiziksel olarak hırpalayacaksınızdır ya da yaşamınızın bazı alanlarını yıkıma uğratarak kendinizi hırpalayacaksınızdır. Siz hiçbir şeyi tesadüfen yapmaz ve tesadüfen söylemezsiniz. Yarattığınız yaşamda hiçbir rastlantı yoktur.  Bu holografik dünyada, her bir kişi siz’ dir ve siz daima kendinizle konuşursunuz.

Siz yaşamınızın yolunda gitmediğini düşündüğünüz alanlarına öylece bakamazsınız. Kendinizi aldattığınız her yeri bulmak istersiniz. Sık sık karşılaştığım gizli sorun yerlerinden biri insanların bazı bakımlardan anneleri ya da babaları gibi olmaktan umarsızca kaçınmaya çalışmalarıdır. Eğer anneniz sert biriyse siz yumuşak ve hoşgörülü biri olabilirsiniz. Eğer siz yoksul bir evde büyümüşseniz, zengin olmak için güçlü bir dürtüye sahip olabilirsiniz.Eğer babanız sadık değilse, siz çok sadık biri olabilirsiniz. Bu örnekler uzayıp gidebilir, ama işin özü şu ki, ana-babanıza karşı bir tepki olarak davranmak, çoğu kez sadece, bir şeyi gizleyen bir tebdili-kıyafettir.

Özgürlük, hayatta her an kim ve ne olmak istediğini seçebilmektir. Eğer hoşlanmadığınız bir şey olmaktan kaçınmak için belli bir biçimde davranmak zorundaysanız, kapana kısılmışsınız demektir. Bu durumda özgürlüğünüzü sınırlamış ve bütünlüğünüzü kendinizden çalmış olursunuz. Eğer tembel olamıyorsanız, özgürde olamazsınız. Eğer bir başka insanın davranışıyla onun zıt kutbu olarak başa çıkmaya çalışıyorsanız , kendinizi sorgulayın. Eğer belli bir gruba sürekli olarak sinirleniyorsanız, onlara nasıl benzediğinizi bulun. Biz başkalarına sadece olumsuz özelliklerimizi değil, olumlu özelliklerimizi de projekte ederiz. Birlikte çalıştığım insanların çoğu başkalarına kendi dehalarını ve yaratıcılıklarını, güçlerini ve başarılarını projekte ederler. Eğer siz başkaları gibi olmak istiyorsanız, bunun nedeni onlar gibi olma yeteneğine sahip olmanızdır.

Siz görüp gerçekten arzu ettiğiniz her şeye sahip olmayı hakediyorsunuz. Sizinle ilahlaştırdığınız insanlar arasındaki tek fark onların sizin arzu ettiğiniz niteliklerden birini tezahür ettirip hayallerini gerçekleştirmiş olmalarıdır. Siz potansiyelinize uygun yaşamıyorsanız, olumlu özelliklerinizi kendi potansiyellerine uygun yaşayan insanlara projekte etmeniz kolaydır. Siz kendi hayallerinizi ve hedeflerinizi gerçekleştirmeye başladığınızda, başka insanların yaptıkları şeylerle daha az ilgilenirsiniz.Her birimizin kendi kendimizin kahramanı olmamız gerekir. Bunu yapmanın tek yolu bir başkasına bağladığımız, başkasına projekte ettiğimiz niteliklerimizi geri almaktır.

Biz belli özelliklerin bizde bulunduğunu yadsıdığımız sürece, başkalarının bizim sahip olmadığımız bir şeye sahip oldukları efsanesini sürdürürüz. Bir başkasına hayranlık duyduğumuzda, bu bizim bir başka kimliğimizi bulmamız için bir fırsattır. Biz olumsuz projeksiyonlarımızı olduğu gibi, olumlu projeksiyonlarımızı da geri almak zorundayız. Başkalarına taktığımız fişleri çıkarıp, onları yine kendimize takmalıyız.Projeksiyonlarımızı geri alana dek tüm potansiyelimizi görmemiz ve gerçek benliğimizin bütünlüğünü deneyimlememiz olanaksızdır.

Çoğu insan kendi büyüklüğünü başkasına projekte eder. İşte bu yüzden ünlü oyuncular ve sporcular bu ülkede bu kadar çok para kazanırlar.Biz onlara kahramanlarımız olmaları, gerçekleşmemiz hayallerimizi ve arzularımızı sergilemeleri için para ödemekteyiz. İnsanlar bu yıldızlara onların kişisel yaşamları hakkında hiçbir şey bilmeden gıpta ederler. Onlar kendi yaşamlarından bir kaçış yolu olarak bu ilahlarının yaşamlarında kendilerini kaybederler. Daha derin bir gerçek, onların kendi kimliklerini kahramanlarına projekte ediyor olmalarıdır. Eğer siz büyüklüğü görüyorsanız, o zaman görmekte olduğunuz kendi büyüklüğünüzdür. Gözlerinizi kapatıp bunu düşünün: Eğer bir başka insandaki büyüklüğe hayranlık duyuyorsanız, görmekte olduğunuz kendi büyüklüğünüzdür. Siz onu farklı bir biçimde tezahür ettirebilirsiniz, ama eğer sizin içinizde büyüklük olmasaydı, bu niteliği bir başka insanda görüp tanıyamazdınız. Eğer o niteliğe sahip olmasaydınız, ona bir çekim duymazdınız.Her insan diğer insanları farklı bir biçimde görür, çünkü her insan kendi kimliklerini projekte etmektedir. Bize düşen şey başkalarının hangi kimliklerin bize ilham verdiğini ayırt edip, sonra onlara projekte ettiğimiz  bu güçleri geri almaktır.

Kalbinizin her arzusu sizin onu keşfedip gerçekleştirmenizi bekler. Size ilham veren her şey sizin bir özelliğinizdir. Bir başka insanın hangi yanına hayranlık duyduğunuzu dikkatle saptayıp, o kimliği kendi içinizde bulun. Eğer siz bir şey olmayı şiddetle arzuluyorsanız, bunun nedeni sizin gördüğünüz şeyi tezahür ettirme potansiyeline sahip olmanızdır.

Korkularımız bizi durdururlar. Onlar bize yeterince iyi  ya da yeterince değerli olmadığımızı söylerler. Dünyada sizin gibi biri daha yoktur. Tam aynı arzulara, aynı yeteneklere, ya da aynı anılara sahip biri daha yoktur. Siz her konuda kendi bireysel örgünüzü örersiniz. Size düşen iş, kendinize özgü yeteneklerinizi keşfedip sonra onları kendi özgün yolunuzla tezahür ettirmektir.

İnsanın kendisini tanıması için bir başka insana ihtiyacı vardır. İnsan insanın aynasıdır. Biz başkalarında kendi hoşlandığımız ve hoşlanmadığımız yanlarımızı görürüz. Eğer o yanlarımızı sahiplenip benimsersek,başkalarını da kendi projeksiyon bulutumuzun arasından gördüğümüz gibi değil, oldukları gibi görebiliriz. Bir başka deyişe göre de, dünyanın en büyük üç gizemi şudur: Hava kuşlar için, su balıklar için, insan da kendisi için en büyük gizemdir. Biz önümüzdeki her şeyi dış dünyada görebiliriz. Yapmamız gereken tek şey gözlerimizi açıp çevremize bakmaktır. Biz kendimizi göremeyiz. Kendimizi görmek için bir aynaya ihtiyacımız vardır. Siz benim aynamsınız, bende sizin.

Girmekten en korktuğumuz mağara en kıymetli hazineyi barındırır. – Joseph Campbell (Kahramanın Sonsuz Yolculuğu)


DEBBIE FORD

İlgili Eserler

Debbie Ford – Işığı Arayanların Karanlık Yanı

Ekchart Tolle – Şimdi’nin Gücü

Ekchart Tolle – Şimdi’nin Gücü Uygulama Kitabı

Joseph Campbell – Kahramanın Sonsuz Yolculuğu

Kitap Koala Sokak Hayvanlarına Destek Olmak İçin Kurulmuştur. Lütfen Ziyaret Ediniz!