Çiftlik Bank olayı dillere pelesenk olmuşken bir detayı gözden kaçırmamak gerektiğine inanıyorum. İki kavram arasında takılıyoruz, birincisi “Anadolu Saflığı” diğeri ise “Şark Kurnazlığı”. İkisi de bu kültürün özelliklerinde var.

Son yıllarda bana en az yirmi yerden şu mesaj gelmiştir. “Umut bir arkadaşım var, borsaya para yatırıyorsun, bir senede sana iki katını veriyor.” Bana bunu söyleyen kişi kısa zamanda köşeyi dönme peşinde… Yani az zamanda uz gitmeyi seven biri… Köşeyi dönmek istiyor, döner dönmez de hayat cennet olacak.

“Ya arkadaşım diyorum, bak senden önceki birkaç kişi iki katı kazanmış olabilir, bu işler böyle başlar.” Bunu yaparlar ki, etraflarında dürüstlüklerine yemin edecek insanlar olsun. Sonra köşeyi dönmek isteyen Anadolu Safı ve aynı zamanda Şark Kurnazı olanlar ikna olsun da daha büyük sermaye ile gelsinler.

İnanın bana alın teri ile kazanmak isteyen biri çok zorda kalmadıkça (hastalık, ölüm vs) bu tür yatırımlar yapmaz, yapanlar genelde hızla köşeyi dönmek isteyenlerdir. Yani sonunda herkes hakkını bir şekilde alır aynı Sülün Osman’ın dediği gibi… Bu arada Çiftlik Bank hikayesindeki başrolün inandırıcılığı o kadar düşük ki, insan arkasında başkaları da vardır demeden edemiyor.

Bu arada size Sülün Osman’dan kısa bir anektod. Hem de kendi anlatımıyla; bakalım kandıran mı şark kurnazı yoksa kandırılan mı?

Benim dolandırdığım insanlar dolandırıcıydı aslında. Ben hayatım boyunca beni dolandırmaya kalkışmamış tek bir kişiyi dolandırmadım.”

Onu da şöyle açıklıyor Sülün Osman ..

” ……… On tane bilezikle geliyorum adamın önüne akşam vakti. Kuyumcunun kapısındayız. Ve dükkân kapalı.

Karımın hastalığını anlatıyorum, acilen bilezikleri bozdurmam gerektiğini, o an nöbetçi eczaneye gidip hastaneden istedikleri ilaçları almamın şart olduğunu söylüyorum falan.

Hakiki olsalar bileziklerin fiyatı bin lira.

Diyorum ki 300 liraya ihtiyacım var. Paranın gerisi umurumda değil, yeter ki karım ameliyat masasında kalmasın…

Adam sabah kuyumcuya gidip bilezikleri bin liraya bozdurabileceğini ve birkaç saat içinde havadan 700 lira kazanacağını düşünüyor.

O arada benim ayakçım da ortaya çıkıyor ve o almak istiyor bilezikleri. Telaşlanıyor adam kazanç imkânı kaybolacak diye.

300 lirayı verip alıyor bilezikleri, ben de kayboluyorum ortalıktan.

Adam ertesi sabah kuyumcuya gidip de bileziklerin sahte olduğunu öğrenince, dolandırıldım, diye karakola gidiyor. Ben aranıyorum.

Demiyorlar ki ona, be adam 1000 liralık bileziği 300 liraya almayı düşünürken aklında ne vardı, diye. Gayet açık ki, beni dolandırmayı planlamıştı.”

Varın gerisini siz düşünün! 

Size bir de kitap önerim var. Belki de son yüzyılın en iyi sosyal psikoloji eserlerinden biridir. Hatalar Psikolojisi (Carol Tavris) İnsan düşünce yapısı, nasıl başkalarını kandırdığı ve hatta kendini nasıl kandırdığı konusunda bir baş yapıt. 

Umut Kısa