Hayat ne garip..
KİTABINI YAZIYORSUN bazı şeylerin mesela.
Rol biçtiğin karakterler üzerinden, tüm duyguları en etkili kelimelerle vermeye çalışıyorsun okura.
Ama hiçbirisi O DUYGUNUN GERÇEĞİ kadar vurmuyor insanı.
Bir YAZARı bile.

“Fedakar kadınları” yazıyorum mesela bazen.

Dimdik duran kadınları.
“Sonuna kadar giden” kadınları.
………
Sonra mı?
Evine gidip kanepeye yığılan kadınları.
Yalnız kaldığında kendini sorgulayan kadınları.
İlaçlarla kucaklaşan kadınları.
Geriye istese de dönemeyen kadınları.

Sana da dedikler mi hiç GÜÇLÜSÜN SEN diye?
“BAŞARIRSIN”..
“YAPARSIN SEN”..
“BUNU DA YENERSİN.. NELERİ YENMEDİN Kİ..”

Bunları tekrarlaya tekrarlaya büyümedik mi zaten?
Böyle böyle geçmedik mi sayısız yolu?
İnanmadık mı?

Hatta başkasına gelen topu bile bizzat karşılayıp, göğsünde yumuşatmışlığımız bile vardı.
Sayısız pas.. sayısız kahramanlık (!) hikayesi.
Amaaan, anlatsak gurur duyardık (!) birbirimizle.
Tebrik ederdik.. takdir ederdik.. ayrı bi’ sempati oluşurdu birbirimize karşı kesin.
Gördüğümüzde birbirimizi gözlerimiz güler, dudaklarımız yayılır, acilinden sarılırdık sıcacık.

Tanıdık geldi mi tarif ettiğim bu kadın?
BENim o, SENsin O.. BİZiz o.

Ve evet; tam da burası çok değerli.

ZİRA……
KULLANMAYI UNUTTUĞUMUZ KELİMELER-CÜMLELER var bizim.

“YORULDUM.”
“BU BENİMLE İLGİLİ DEĞİL.”
“YETER.”
“HAYIR.”
“BİTTİ.”
“İSTEMİYORUM.”
“BU KADARINI YAPABİLİRİM.”
“BENİM HAYATIM, BENİM KARARIM.”
“KİMSEYİ İLGİLENDİRMEZ.”
………………….

Çook kelime, çoook cümle var daha..

“BEN AYAKTAYSAM HERKES AYAKTA” mesela.
“BEN AYAKTAYSAM YUVAM AYAKTA” mesela.
“BEN ÖNCE KENDİME LAZIMIM” mesela.

Ne kadar da doğru..
Zira; HAYATIN BİZSİZ DE DÖNEBİLECEĞİNİ anlatan nice örnekler var etrafımızda.

Biz olmadan da yürüyecek bu kervan.
Mezarlıklar VAZGEÇİLMEZ İNSANLARLA dolu.

İş ki, BİZ VARKEN ne olacak?
BİZe ne olacak?

Göz yaşına kıyamadığımız çocuğumuz var ya..
Gram üzülmesine kıyamadığımız eşimiz.. anamız-babamız..
Can dostumuz……….. ya da her kimse / her neyse işte.

Kimseye kıyamıyoruz, iyi güzel de.. ya “kendimize karşı bu acımasızlığımız” ne ola peki?
Bu YIPRATMA çabamız?
Ne kadarını kaldırabileceğimize dair şu “KENDİMİZE KARŞI BU GÜÇ DENEMELERİMİZ”?

Kendimize, ANCA HER İNSANDA OLDUĞU KADAR olan gücümüze, enerjimize, moralimize, sağlığımıza, inançlarımıza, hayallerimize, vakti geçen emellerimize, geride bıraktıklarımıza, avuçlarımızın içinden gönüllü saldıklarımıza ne olacak?

Onlara kim sahip çıkacak?

Hayır.

“O KADAR DA” GÜÇLÜ DEĞİLİZ.
Her şeyi AŞMAYABİLİRİZ.

Bi’ yerde takılıp kalabiliriz.
Başımızı birinin omzuna koyup salya sümük-ulu orta ağlayabiliriz.
Durup azıcık soluklanabiliriz.
Korkabiliriz.
Kaygılanabiliriz.
Yarı yoldan dönebiliriz.
An gelip “benden bu kadar” da diyebiliriz.

Çok istesek bile, bazı şeyleri başaramayabiliriz.
Ayrıca, her şeyi başarmak ZORUNDA da değiliz.

…………..

Bazen bi’ hastalık..
Bazen başka bi’ musibet -herhangi bi’ türünden-…… uyandırıyor insanı.
Canını yakan, kalbini yoran şeylerin sana bi’ gün sinyal vermesini beklemeden UYAN sen.
Üzücü bi’ ses, yakıcı bi’ söz duymadan.. KENDİLİĞİNDEN uyan.

Sars kendini.
Sarmala.

Israrla tekrarlıyorum hem kendime, hem sana:
“Sakın olan unutma. SEN ayaktaysan herkes ayakta.”

Yazar : Didem Arslantürk

Yazarın Kitapları : İllüzyon, Dip


Kitap Koala Sokak Hayvanlarına Destek Olmak İçin Kurulmuştur. Lütfen Ziyaret Ediniz!